Yetiş Şair Yetiş Siyaset Üstü Adam


Anlatılandır:
Sezai Karakoç, Erbakan Hoca’ya siyasete girmek istediğini belirtmiş ve parti kuracağını söylemiş. Erbakan Hoca da, “Sezai Bey, siyaset halkla uğraşmaktır, siz sanatçısınız. Siz siyasetin ve halkın üzerinizdesiniz, öyle kalmalısınız.” demiş.

Anlatmak istediğim:
Avaz avaz bağırıyorum: Siyaset üstü insan aranıyor!

Anlatıyorumdan bir önce:
Gündem çok hızlı değişiyor.
“ABD, Suriye’den çekiliyor gibi yapıyor ama çekilmiyor.”
Ekonomik kriz.
Cezaevleri dolmuş, taşıyor.
“Cumhurbaşkanını Mozart dinlemeye zorlamak faşistliktir.”
“Hem 25 kuruş veriyorum hem marketin reklamını yapacağım?”
“Hain!
Sensin hain, sen 2003 yılının Nisan ayında FETÖ sohbetine gittin!”
Yine seçim var. Hem bu sefer yerel, epey yakınımızda mahallemizde.

Anlatıyorum:
Yukarıda yazdıklarım biliyorsunuz ki ülkemizin birkaç dakikalık gündemi. Sürekli yeni siyasi analizler, yeni politik cümleler, yeni ithamlar geliyor. Böyle bir dönem daha önce oldu mu, bilmiyorum. Zaten bana hep “Sen gençsin bilmezsin.” diyorlar. Yoğun siyasi konuşmaların geçtiği, selam verdiğimizden parti ismi duyduğumuz bu zorlu günlerde Diyojen’in gündüz vakti el feneriyle adam aradığı gibi siyaset üstü adam arıyorum. Oturduğumuz zaman partilerden konuşmayacağız, siyasi analiz yapmayacağız, dünya haritasını önümüze serip devlet yıkıp, kurmayacağız.
Ben artık sevdiği kızı alamayan adamlarla oturmak istiyorum. Ama “Abi kızın babasıyla farklı partiye oy veriyormuşuz. Bana ‘Vatan hainine verecek kızım yok’ dedi, kovdu.” cümlesini duymaktan çok korkuyorum.
Ben artık ektiği domates, biberin tadını öve öve bitiremeyen adamlarla oturmak istiyorum. Ama “Tarımı bitirmişler, ithal domates tohumu ekmiştik. Domatesi ortadan bir kestim ki gizli harflerle ‘Sabır’ yazıyor. Düşündüm ki cezaevlerindekilere domatesle mesaj gönderiyorlar. Hemen karakola gittim, domatesten şikâyetçi oldum.” cümlesini duymaktan korkuyorum.
Böyle yürür gider istediklerim. Anlatılana göre bizim siyaset üstü yoksulluğumuz Sezai Karakoç ile başlamış. Sezai Bey önce parti kurmuş, sonra hiçbir seçime girmeden öylece durmuş. Kendini insanlardan soyutlamış. Bir yere çekilip siyasi konuşmalar yapmış. Sezai Bey hani diyorduk ya: “Ah şairler siz büyüttünüz bu yarayı.” diye. Evet, sizler büyüttünüz. Önce Sezai Karakoç, sonra diğer şairler. Parti kurdunuz, partilere üye oldunuz, siyaset konuştunuz, gazete köşelerinde siyaset yazıları yazdınız. Bütün güzel adamlar siyaset malzemesi oldu. Biz siyaset üstü adamlara hasret kaldık, biz şairsiz kalakaldık. Politika suratımıza tokatlarını indirirken, okuyacak şiirimiz yok. Şairi olmayan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir. Kopan damarlarımızdan oy devşiriliyor. Seçim yaklaştı. Yetiş şair, yetiş siyaset üstü adam!


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Karantinadan Bülent Akyürek, Koronavirüs ve Ölüm Üzerine Konuşmalar

Bazı Şeylerin ve Ölmenin Şiiri

İyi Geceler Atakan